Antik dönemde
Nevşehir, Niğde, Kayseri, ve Aksaray illerini kapsayan bölgenin
genel adı olan Kapadokya, ilk Anadolu hristiyanların yaşamış
olduğu bölgedir. Jeolojik dönemde aktif birer volkan olan Hasan
ve Erciyes Dağı püskürtmüş oldukları lavlar sayesinde bölge
bugünkü şeklini almıştır.
Etrafa yayılan lavlar, vadi yamaçlarında akan yağmur sularının,
soğuk ve sıcağın etkisiyle ve rüzğarların aşının soğumasıyla
meydana gelen Kapadokya bir düşler ülkesidir. Kelime anlamı
Güzel Atlar Diyarı olan Kapadokya, krallığı döneminde çok güzel
atlar yetiştirilir ve daha sonra bu atlar Roma Stadyumlarında
yarıştırılırmış.
İlk olarak Persler tarafından Katpatuka olarak adlandırılan
Kapadokya, bugün peribacaları, doğal ve tarihi zenginlikleriyle
dünya çapında üne sahip bir bölgedir.
Peribacaları
Doğanın aşındırmasına karşı dirençli olan üstteki kaya
parçasının altında daha az dirençli kayalar yağmur, rüzgar ve
sel suları ile aşınmaktadır. Bunun sonucunda şapkalı bir sütun
oluşur ve peribacası ortaya çıkar.
Bölgenin her yerinde tek olarak yada yüzlercesini bir arada
görmemiz mümkündür.
Bu coğrafyada doğal ve tarihi bütünlüğü bir arada yaşayabilmek
için tatil programını planlı bir şekilde yapmak gerekiyor.
Yapısı itibariyle gezip görülebilecek çok fazla sayıda mekan
vardır ki saymakla bitmiyor. Kaymaklı kasabası ve Derinkuyu da
bulunan en büyük yeraltı şehirleri, Nevşehir merkezde bulunan
Kurşunlu camii ve külliyeler, Ortahisar, Zelve ve Göremedeki
kaya kiliseleri, Ürgüp ile Nevşehir merkezde rastlanan
kaleler(korunma ve savunma) ile Nevşehir-Aksaray yolu üzerindeki
kervansaraylar, hamanlar, kütüphaneler gibi doğal ve tarihsel
zenginliklerin dışında halı-kilim, çanak-çömlek atölyeleri gibi
yöresel el sanatlarıyla da yerli ve yabancı turistlerin her
zaman ilgi odağı olmuştur.
Kapadokyada sportif faaliyetler yapmak ta mümkümdür. Dağcılık,
bisiklet, kayak, yürüyüş, balon turları, balıkcılık, atlı
turlar, gibi... Bölgede neredeyse son on yıldır yapılan balon
gezisi yerli yabancı turistlerin en çok ilgisini çeken spor
aktivitelerin başında gelmektedir. Yaklaşık iki saat süren ve
sabah erken saatlerde başlayan heyecanlı uçuşta, 1-2km.
yüksekten bölgenin ilginç ve bir o kadar da olağanüstü coğrafik
yapısını görmek mümkündür.
Fotoğraf makinanızı yanınızda bulundurmak gerekiyor. Bu arada
Uçhisar, Göreme, Zelve ve Ürgüp de bulunan derin vadilerin ve
peribacaların arasından geçmek de mümkündür.
Kapadokya'nın gizemli vadilerinde(Güllüdere, Kılıçlar ve
Kızılçukur gibi) atlarla gezinti yapılabilmektedir. Avanos,
Göreme ve Ürgüp'teki profesyonel binici ve rehber önderliğinde
bu gezintiyi gerçekleştirebilisiniz.
Yürüyüş bölgede en çok yapılan aktivitedir. Göreme Milli Parkı
ve Ortahisar/Kızılçukur vadisi, Çavuşin/ Güllüdere vadisi,
Göreme/Kılıçlar vadisi, Uçhisar/Güvercinlik vadisi ve
Mustafapaşa /Gömede vadisi trekking için uygun yerlerdir.
Kapadokya’nın yapısal ve teknik özellikleri bakımından en ilginç
kültürel zenginliklerinden biri olan yeraltı şehirleri, yumuşak
tüfün oyulmasıyla oluşturulmuştur. Eskiden sık sık çeşitli
saldırılara maruz kalan Kapadokya halkı bu tehlikelerden
kendilerini korumak için geçici olarak bu yeraltı şehirlerini
yapmışlardır. Yeraltı şehirleri bugün bile neredeyse yörede
bulunan bütün evlerle gizli geçitlerle bağlantılıdır.
Bölgede yaşayan halk kendilerini daha fazla emniyete almak için
yaşadıkları kayadan evlerin çeşitli yerlerine geçilmesi zor
odalar, tuzaklar hazırlamışlar ve ihtiyaç karşısında kayaların
daha içlerine doğru yeni odalar açmışlardır. Yeraltı şehirlerin
en önemlisi Derinkuyu'dur. 1966 yılında yapılan arkeolojik kazı
sırasında ortaya çıkmıştır. 7 katlıdır. Katların her biri
değişik amaç olarak kullanılmıştır. Muftak, ahır, esir bağlama
yerleri vardır. 7. katta ise havalandırma bacası ile su kuyusu
vardır.
Göreme
Göreme, Kapadokya Bölgesi'nin doğal harikalarından birisidir.
Olağanüstü güzellikteki yapılarıyla tam bir açık hava müzesi.
Nevşehir'e 12 kilometre uzaklıktaki Göremede, peribacaların
içindeki yerleşik hayatın nüfusu yaklaşık 2000. Tabii nüfusun
yanı sıra, yaz kış ziyaret eden onbinlerce turist düşünülürse
Göreme'nin turistik önemi daha da bir netlik kazanıyor.
Göreme'nin Açık Hava Müzesi, sadece Türkiye ölçeğinde değil,
dünya ölçeğinde de sayılı mekanlardan biri. Peribacaları,
kiliseleri, manastırları, müzeleriyle farklı bir güzellik
yakalayan Göreme de günün her saatinde güneş ışıklarının
oynadığı oyunla bambaşka bir güzellik sunuyor.
Göreme'nin tipik bir açık hava müzesi olmasının en önemli
nedeni, binlerce yıllık tarihi. Hristiyanlık öncesi dönemden
kalan mezar odaları, kiliseler, vadiler ve ilginç kaya
oluşumları...
Görülmesi gereken önemli bir yapıda Meryem Ana Kilisesi ve
Müzesi. Müze alanı içerisinde küçüklü, büyüklü çok sayıda kilise
ile keşiş yemekhaneleri, mezar odaları, kiler ve mahzen
bulunuyor. Restorasyon çalışmaları dönem dönem sürdüğü için
kiliselerin hepsini açık bulamama olasılığınız var.
Yöredeki manastırların sayısıda çok fazla. Göreme Vadisi kaya
oyma kiliselerinin yanı sıra doğal görünümüyle de etkileyici bir
manzara sunuyor.
Görmeye değer en önemli frekslerin bulunduğu ve en iyi durumunda
olan kiliseler (Karanlık, Yılanlı, Elmalı, Çarıklı, Azize
Barbara...) Göremededir. Karanlık kilisesi bunların içinde en
iyi olanıdır. Duvarları tamamıyla resimlerle donatılmıştır.
Renkler o kadar iyi korunmuş ki günümüze kadar canlılığını
yitirmemişler. İsa'nın hayatını anlatıldığı bu resimlerdeki her
bir figür farklı bir şeyi tasvir ediyor. Bunun için kiliseyi bir
rehber eşliğinde gezmek gerekiyor.
Ürgüp
Kapadokya'nın en önemli merkezidir. Nisan ayında başlayan turizm
harekatı Ekim ayı sonuna kadar devam eder. Antik dönemden
günümüze kadar süregelen bağcılık, Kapadokya halkının içkisi
olan şarapçılığıda beraberinde getirmiştir. Farklı markalar
altında değişik tatlarda kaliteli şaraplar üretilen bölgede, 8
tane şarap fabrikası vardır. Ürgüp Belediye Başkanlığı ve Tekel
Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Uluslararası Şarap
Yarışması ve Bağbozumu Festivali Ekim ayında gerçekleşmektedir.
Bizans döneminden Osmanlı zamanına kadar farklı isimlerle anılan
Ürgüp'te yapılan kazılar sonucu kasaba ve köylerinde Roma
Dönemi’ne ait kaya mezarları bulunmuştur. Yine bu döneminde
önemli bir dini merkez olan Ürgüp, köy, kasaba ve vadilerindeki
kaya kiliselerin ve manastırların da piskoposluk merkeziydi.
Güneş Ürgüp de farklı doğar ve batar. Hayran olmamak elde değil.
Günbatımındaki peribacalarının görüntüsü, ayışığındaki Ürgüp ve
kayaların rengarenk boyanması bir başkadır.
Uçhisar
Kent merkezine 10 km uzaklıktadır. Kapadokya'nın en yüksek
noktasında yeralan Uçhisar, yerleşim biçimi bakımından
Ortahisar’a ve Ihlara Bölgesi’nde yeralan Selime Kalesi’ne
benzetilmektedir. Hititler döneminde kale olarak kullanılmaya
başlanan bölgede Arap akınlarına karşı kendilerini
savunmuşlardır. Kale içerisinde bulunan çok sayıdaki odalar
birbirlerine merdivenler, tüneller ve koridorlarla bağlanmıştır.
Eskiden kaya oyma evlerle dolu olan Uçhisar, günümüzde ise
yerleşime tamamen kapatılmış durumdadır.
Ortahisar, Türkiye ve dünyanın en büyük limon ambarlarını
barındırmaktadır. Bizaslılar döneminde var olan kayalara oyulmuş
depolarda, her yıl yurt dışı ve içine ihraç edilen tonlarca
narenciye güneyden getirilerek bu depolarda saklanmaktadır.
Birçok kaya kilisesi ve tarihi eserleri bünyesinde barındıran
Ortahisar, kalesi ile de ünlüdür.
Ihlara Vadisi
Melendiz Çayı boyunca uzanan Ihlara vadisi Ihlaradan başlar,
Selime'de son bulur. 14 km uzunluğunda olan vadi 100-150 metre
yüksekliğindedir. Kayalar çok serttir. Kayalara oyulmuş 100
kadar kilise, barınaklar ve mezarlar bulunmaktadır. Savaş gibi
olağanüstü durumlarda gizlenme yeri olan vadi yapısal
özelliklerinden dolayı dinlenme, kesiş, rahipler için ibadet
yeri olmuştur. Zaten vadide bulunan birçok barınak ve kiliseler
yeraltı şehirlerinde bulunmaktadır. Ihlara Vadisi’nde yer alan
ve resimleri en iyi korunmuş olan kiliseler Ağaçaltı,
Pürenliseki, Kokar, Yılanlı ve Kırkdamaltı Kiliseleri’dir.
Soğanlı Vadisi
Bez bebekleriyle ünü, ülkenin dört bir köşesine yayılan Soğanlı
Vadisi. Kök boyasıyla yapılan bebekler burada imal ediliyor.
Değerli bir el işciliği ile yapılan birbirinden güzel bu
bebeklerden kesinlikle satın almak gerekiyor.
Kayseri'nin Yeşilhisar ilçesinin sınırları içindeki yer alan
vadi yer sarsıntıları çökmelere uğramış, derinleşip vadi ve
platoları meydana getirmiştir.
Soğanlı Vadisine Ürgüp şehir merkezinden 47 km sonra
ulaşıyorsunuz. Yol boyunca yeşil bir çevreyle, meyva ve sebze
satan köylülerle karşılaşıyorsunuz.
Eski dönemden beri yerleşim alanı olan vadide kiliselere yer yer
mezarlıklara rastlanmaktadır. En etkileyicilerin başında ise
Kubbeli kilise geliyor. Peribacasının iyi bir ustalıkla
işlenmesi sonucu kubbeler oluşturulmuş. Kilisenin içi kayalara
oyularak yapılmış tünel, merdivenler, koridorlarla şasırtıcı bir
özellik kazandırıyor. Bunu dışında Yılanlı kilise, Çarıklı
kilise, Elmalı kilise diğer başlıca kiliselerdir. Soğanlı
Vadisine giderken dikkat çekici bir başka özellikte kayaların
içine güvercinlerin yuva yapmış olmalarıdır. Gübresi çok değerli
olduğu için burada yaşayan halk geçim kaynağı olarak gübreleri
satmakta bulmuşlar. Güvercin gübresiyle karıştırılmış olan
topraktan alınan üzüm, patates, soğan gibi ürünler yurt içine
ihraç edilmektedir.
Nevşehir
Eski dönemlerde Nysaa ve Soandos olarak anılan Nevşehir, Türkler
tarafından Muşkara olarak isimlendirildi... Yüzyıllar sonra,
Lale Devri'nin ünlü sadrazamı Damat İbrahim Paşa nüfusu artırmak
için Sarılar Türkmen oymağını bölgeye yerleştirdi. Büyüyen ve
gelişen kente "Yeni Şehir" anlamına gelen "Nevşehir" adı
verildi. Nevşehir, Kapadokya Bölgesi içinde yer alan diğer
merkezlere göre, doğal açıdan oldukça fakir. Ama binlerce yıllık
tarihi dokusu, şehrin belli başlı mekanlarında kendini
gösteriyor. 800 yıllık bir Selçuklu Kalesi, görenleri adeta
büyülüyor. Diğer bir büyüleyici mekan da, Damat İbrahim Paşa
Külliyesi. 1718-1726 yılları arasında yapılan Külliye, kubbesi
kurşundan yapıldığı için Kurşunlu Cami olarak da anılıyor.
Doğal açıdan pek fazla dikkat çekmeyen Nevşehir, çevresindeki
zenginliğin merkezi olması bakımından büyük önem taşıyor.
Üçhisar, Zelve, Ortahisar, Çavuşin ve Ürgüp'ün tarihsel
yerleşimleri açısından arkeoloji meraklılarının mutlaka görmesi
gereken merkezler arasında.
Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirleri Kapadokya Bölgesi'nin en
ilginç yapılarından. Tavşanlı, Karaçalı, Elmalı Kiliseleri,
Başmelek Manastırı, Nevşehir ve Ürgüp Kaleleri, Hacı Bektaş-ı
Veli Dergahı, Avanos Ulucamisi, Damat İbrahim Paşa, Taşkın Paşa
ve Karavezir Külliyeleri, Kaya, Alaeddin, Kızılkaya Köyü,
Aşçıbaşı Camileri ve Taş Cami, Beylik Hanı, Sarıhan, Kozaklı
Kaplıcaları, Nevşehir, Hacıbektaş ve Ürgüp Müzeleri, Göreme ve
Zelve Açık Hava Müzeleri ise bu saymakla bitmeyen tarihi
bütünlüğün diğer güzellikleri. Nevşehir'in doğal güzellikleri
büyük oranda çevresindeki merkezlerde toplanmış...
Nevşehir'in Hacı Bektaş ilçesinde yer alan "Hacı Bektaş-ı
Külliyesi" gerek tarihi gelişimi, gerek mimari dokusu ile
karmaşık bir yapı sergilemektedir. Külliye, bütün incelikleriyle
günümüze kadar gelebilen aynı zamanda Türk mimari tarihinde de
önemli bir yer edinen nadir tarikat külliyelerindedir.
Her yıl 16-18 Ağustos ayında, Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri
yapılmaktadır. 22-23 Aralık'ta ise Atatürk'ün Hacı Bektaş'a
gelişi mahalli gün olarak kutlanmaktadır.
Gündüz sıcak ve
serin olan Kapadokya yılın her mevsim gezilebilecek
özelliktedir. Farklı kültür ve tarihi zenginlikleri barındıran
doğal güzelliklerileriyle bir bütünü içine alan Kapadokya, aynı
zamanda insan eli, emeği ve duygusuyla yaşatmış olduğu renkli
bir folklor ile akabinde tarım ve toprakla bütünleşmiş bir sanat
vardır. Anadolu'nun göbeğinde ki uygarlık beşiği olan Kapadokya,
topraklarından fışkıran tarihi zengilikleri, doğal güzellikleri
ve yaşantısıyla gelecekte de turizm için önemli merkezlerinden
biri olacaktır. Bunun için daha iyi organize olmuş ve biliçli
bir turizm yapılanmasına gidilmiştir.
İnsanoğlunun ve doğanın bu macerasına tanıklık etmek için
arabanıza atladığınız gibi Kapadokya. Bu düşler kentini çok iyi
bir rehber eşliğinde gezmeniz gerekiyor. Yoksa çok şeyler
kaçırırsınız.